Translate

24 Ekim 2014 Cuma

BUGÜNKÜ İMKANLAR VE HALİMİZ...

Bugünkü İmkanlar ve Halimiz

Şükrün yaygın tariflerinden biri şöyledir: Allah’ın nimetlerine yine O’nun nimetleriyle isyan etmemek. Mesela Allah göz vermiş. Gözün şükrü harama bakmamaktır.
Yirminci asır medeniyeti sayısız rahatlık ve bolluk getirdi. Ama bunca bolluk ve rahatlık getirmekle Allah’a itaati arttırdı mı? Aksine, itaatten uzaklaştırdı, gafletimizi arttırdı. Oysa bolluğa ulaştıkça sorumluluğumuz artar, şükrü de arttırmamız gerekir. Yirminci asır medeniyetinin bolluk ve rahatlığı ibadet ve taatimizi arttırmayıp, nefslerimizin hevasıyla şehvetlerimizi arttırarak bizleri günaha sürüklediğinden, faydadan çok zarar getirmiştir. Sabah gazetelerle gözümüzü açıp gece televizyonla kapatırsak, bunlar bizim için zarar olur.
İnsanoğlu yaratılan mevcudatla alakadardır. Allah mevcudatı çok geniş yaratmış. Her insana fıtrat ve kabiliyetine göre mevcudata muhabbet vermiştir. Lezzetler çoğaldıkça vebal ve günah kapıları da genişler. Televizyonun şu andaki zararı faydasından çoktur.
Bediüzzaman hazretlerine sordular:
– Herkes İkinci Dünya Savaşı’nın neticesini soruyor. Oysa siz ne soruyor, ne de radyo dinliyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Buyurdu ki:
– Dünya harbi küçük savaştır. Allah bana nefsimle büyük harbi emretti. Dünya harbinde mağlup olanın ve galip gelenin işi ayrıdır. Benim mağlubiyetim beni cehenneme düşürür. Ben kendi muharebemden başımı kaldıramadım ki dünya havadisine bakayım!
– Radyo için ne dersiniz?
– Radyo helal olan bir nimettir. Kullanılması menfaat verir ama şu asırda kullanılmasının zararı menfaatinden çoktur.
Televizyon da öyle… Bir bakarsın, bin yanarsın. Hem de zamanın yanar.
Musa a.s.’ın Tur dağında Allah Tealâ ile ne konuştuklarının bir kısmını alimler bize haber vermiştir. Bize gelen rivayetlerden biri şöyledir:
Musa a.s. Allah Tealâ’ya sordu:
– Ya Rabbi, hangi kullarını seversin?
– Beni zikredip unutmayan kul, kullarımın içinde en sevgili olandır.
– Ya Rabbi, hangi kulların en iyi hüküm verir?
– Hak ile hükmedip nefsine uymayan kullarım…
– Hak ile hükmetmenin hükmü nasıldır?
– Gazap kuvveti şecaate, şehvet kuvveti iffete, akıl akl-ı selime, ilim hikmete dönüşüp bunların bir araya gelmesinden adalet tecelli ederse, hak ve hakikat de ortaya çıkar.
– Hangi kulların daha büyük alimlerdir?
– Bildiğini insanlara öğreten, doğruyu gözeten, kötü sözden kaçanlar alimlerin büyükleridir.
– Hangi kulların ameli daha hayırlıdır?
– Dili yalan konuşmayan, kalbi günah ile meşgul olmayan ve zina yapmayan kulların ameli daha hayırlıdır.
– Ya Rabbi, yapacağım amellerden sence en güzeli hangisidir?
– Beni hatırlayıp unutmaman senin en büyük amelindir.
Görülüyor ki zikir çok önemlidir. Zikir hatırlamaktır. Kim Allah’ı unutmazsa zikir halindedir. Kim de Allah’ı unutursa gaflet halindedir. Zikredenler hayırları kendilerinde toplayanlardır. Onun için Sâdât-ı Kiram müritlerin terbiyesinde en büyük fazileti Allah’ın zikrinde görmüşlerdir.
Kitaplarda nakledilen bu konuşma, müslüman için bir kılavuz gibidir. Allah katında hangimizin ve hangi amelimizin makbul olduğunu buradan anlayabiliriz. Dolayısıyla bugün teknolojinin bize ne yaptığını, nerede kazanıp nerede kaybettirdiğini, şükür ve zikir halimize bakarak muhasebe etmeliyiz.

MEHMET ILDIRAR - SEMERKAND DERGİSİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder